MEKAN TASARIMINDA BİÇİM ve İŞLEV DENGESİNİ KURMAK

MEKAN TASARIMINDA BİÇİM ve İŞLEV DENGESİNİ KURMAK

Çağdaş mimarinin etkilendiği, zamanının ötesinde dahi soru sormaya devam eden ve konu üzerine pek çok mimarın manifestolarıyla tasarımcıları düşünmeye ittiği cümlelerden biri şüphesiz: “Biçim, işlevi izler.”

Tasarım yaparken kendi içinde tutarlı olarak attığınız adımların sonucu, başlarken zihninizdeki tüm üretme kaygısını ortadan kaldırıyorsa; kaliteli ve etkin bir tasarlama stratejisine sahipsiniz demektir. Bu çok katmanlı süreçte “Nasıl?” sorusunu yanıtladığınızda, projedeki form ve fonksiyon ilişkisi hakkında ipuçları elde etmiş olursunuz.

Peki bu iki kavram arasındaki ilişki mekan tasarlamada ne kadar önemlidir? Bu yazıda, form ve fonksiyon ilişkisinin tasarımdaki öneminden bahsedeceğim.

Biçim her zaman işlevi takip eder mi?

20.yy Bauhaus Ekolünün kalbinde yer alan “form fonksiyonu izler” konsepti, 1896’da Louis Sullivan tarafından ortaya konmuş olsa da, bu anlayış yapıların nitelikleri sergilemesi gerektiğini iddia eden VitruviusPollio’ya kadar dayanır. Ona göre yapılar “sağlam, kullanışlı ve güzel” olmalıdır.

Tasarım yaparken de, fonksiyonu basitçe ifade ettiğimiz bir fayda kaynağından ziyade, estetik değeriyle de yaşamsal etkiye sahip bir kavram olarak tanımlarız. Esasında, formun işleve ve işlevin de forma etkisi bağlamında seçim yapmak ihtiyacının olmadığı, insana hitap eden, insan için, doğa ile uyumlu, işlevin odak noktasında duran bir mekan tasarımı yapmanın asıl endişe olduğu unutulmamalı.

Mekan tasarımı aşamasında neden ikileme düşüyoruz?

İç mekanların tarzı ve tasarımı söz konusu olduğunda, pek çok tasarımcı kendini biraz parçalanmış buluyor. Bunun en temel sebebi ise, biçim ve işlev arasında bir seçim yapmak mecburiyetinde hissetmelerinden kaynaklanıyor. Evin güzel ve şık görünmesi mi yoksa tüm eşyaların daima depolanabileceği yeterli alana sahip olmak mı daha kıymetli?

Bu süreci sekteye uğratmadan devam edebilmek için kullanabilecek en genel kural, dengedir. Biçim ve işlev arasında gerçekleştirilen sağlam denge, tasarlanan fikri elde edebilmek adına kullanılan en iyi katalizördür.

 

Tasarımda Dengeyi Sağlarken:

Ortaya koyacağınız mekanda zihninizdeki kompozisyon, aslında tasarımın temel eğitiminde öğretilen,ışık, oran, hareket, perspektif, form, mekanın fiziksel gereksinimleri gibi yaklaşımların doğru uygulanması ile tamamlanır. Tasarımdaki dengeyi de bu şekilde sağlarsınız.Bunlardan birkaç başlıkta bahsedelim.

Işık:

Genellikle görmezden gelinmesine rağmen, ışık, iç mekanda oldukça önemlidir. Yeterince dikkat edilmemesinin nedeni, mekandaki etkisini tespit etmeyi çoğu zaman gözden kaçırılıyor olması. Örneğin, yerleşim açısından sorun yaratacak kadar küçük bir odaya koyacağınız büyük bir mobilyanın tasarımda yaratacaüı güçlük gayet açıktır, ışık ise bu anlamda daha titiz ve dikkatli bir tasarımcı ister. Çok fazla aydınlatma elemanının bulunduğu bir oda mekana klinik havası verebilir, diğer yandan tasarımınızda kullandığınız ışığın kalitesinin de farkında olmalısınız. Yatak odanızda kullanacağınız ışık nispeten yumuşak ışık mutfağınız için verimli olmayacaktır. Mekanların sıkıcı ve kirli bir etkiye sahip olup olmaması durumu çoğunlukla seçtiğiniz aydınlatma ile doğrudan ilgilidir.

Mekan:

Kullanıcılar evlerinde yer açma fikrini uygularken, tamamen işlev açısından düşünürler. Mekanı genişletme, evin tarzı üzerine de büyük bir etkiye sahiptir. En basit şekliyle tanımlandığında, kısıtlı bir alanda hareket edilen mekanda sıkışık ve dağınık bir görünüm söz konusuyken; daha fazla alana sahip bir oda daha hafif ve bakımlı görünecektir. Bir diğer yandan, dekorasyondaki depolama alanı sorunları hareket eden raflar gibi alternatiflerle, oldukça kolay bir yol ile çözülebilir. Bu şekilde, dekorasonda depolama çözümlerini kendi başlarına değiştirip dönüştürebilirsiniz.

Sıcaklık:

Evi sıcak tutmak, birçok kullanıcı için oldukça yüksek bir önceliktir. Ayrıca, epey işlevsel ve ağır bir çabadır. Bununla birlikte, bu sıcaklığı sağlamak için yapılması gereken uygulamaların, mekanın tarzının önüne geçmesi durumunu fark eden de pek çok kullanıcı mevcut. Pencereleri değiştirmek gibi bir yol izlemek, bir süreliğine daha temiz bir manzaraya sahip olmak demektir yalnızca. Diğer yandan daha farklı bir etki uyandırmak amacıyla eve dahil olacak bir şöminenin vereceği etki apayrıdır, akşam ateşinin yanında oturmanın büyüleyici bir etkisi vardır. Ayrıca, evde görsel açıdan da kullanıcıyı tatmin eden halılar, kış aylarında çok daha fazla ısıyı korumaya yardımcı olacaktır.

 

Sonuç olarak, biçim ve işlevin dengesi çoğu zaman kendi içinde uzlaşabiliyor. İşlev için bütçe ayırıyorsanız, evin estetiğinden belirli bir dereceye kadar feda etmek zorunda kalırsınız. Bu durumda göz önünde bulundurulması gereken en önemli konu, tasarımdan ne istediğiniz ve bu üretim sürecinin sonunda neyi görmeyi beklediğiniz her zaman sizin kararlarınızla değişen parametrelerdir. Dolayısıyla ne kadar fedakarlık yapacağınız tamamen size bağlıdır.

 

Yazar: Kübra Türk

 

CATEGORIES:

YOUR COMMENT