İÇ MEKAN ALGISINDA BİR PARAMETRE: DÜŞEY SINIRLAR

İÇ MEKAN ALGISINDA BİR PARAMETRE: DÜŞEY SINIRLAR

Estetik kaygısı barındıran herhangi bir tasarlama sürecinde aranan “güzellik”algısını arttırmak için, farkında olarak ya da yalnızca içsel dürtülerle zihinde dallandırılan başlıkların hepsi farklı sınırlama araçlarıdır diyebiliriz. Bu unsurların hepsi, sorunsuz bir yolla bir araya geldiğinde elde ettiğimiz son ürün bize estetiğin tanımını verir.

Bahsi geçen bu başlıklar; renk, doku, biçim, oran, sınır, stil, organizasyon gibi başlıklardır esasında.Bunlar bir uyum içinde anlamlandırıldığında, kullanıcının tatmin duygusunu besler ve psiko-sosyal tanımda doyum amacını ön plana çıkarır.

Bu yazıda da, sözü edilen başlıklar arasınadahil edilen düşey sınırların özellikle iç mekan tasarımındaki yerinden bahsediyor olacağız.

Düşey Sınır Unsuru Olarak Duvar:

Mekan tasarımında, ilk aşamada var olan tek şey boşlukken, bu boşluğu sınırlamaya başladığınız andan itibaren birçok farklı alt başlık devreye girer ve bunlar da kullanıcının, tasarlanan alan üzerindeki fikrini tamamen etkisi altına alabilecek potansiyele sahiptir.Bir mekanın görsel olarak idrak edilmesi anında, göz bu algıyı en başta  yatay ve düşey sınırlayıcı elemanlar aracılığıyla gerçekleştirir. Yataydaki elemanlar adı altında sözü edilen unsurlar tavan ve döşeme iken, düşeydeki ise duvardır. Duvarların tasarımdaki etkisi, kullanıcıda mahremiyet ve güven duygusuna direkt olarak bağlanabilir. Bunun dışında daha yapısal ve fiziksel olarak ele alıp yorumlandığında, duvarda açılan boşluklar, bu boşlukların yerleri, duvar üzerindeki dokular, renkler, desenler, yalnızca tek bir duvarın diğer yüzeylerle bir araya gelme şekli; bunlara ek olarak duvarların nitelikleri, sınırladığı mekanın fonksiyonu gibi noktalar, dekorasyondaki adımları hızlandıran ve etkiyi arttıran önemli ögelerdir.

Tasarımda, dekorasyonda veya bu üretim sürecinin herhangi bir ayağında rol alıyorsanız, duvarların görsel açıdan en etkili kavram olduğunun farkına varmalısınız. Bununla beraber duvarlar, en önce ve en uzun süreli fark edilen elemanlardır.

Duvarların Oluşturulan Mekana Etkisi:

Duvarlar, mekanları çevreleyen ve bir çeşit sınır oluşturan elemanlar olarak tanımlandığında mekanı soyut anlamda güç bir tasarım sürecine sokuyor gibi görünse de, beraberinde getirdiği birçok alternatifle kullanıcının ve tasarımcının aradığı tüm konfor ve kaliteyi kontrol etmeye olanak tanır. Kullanılan saydam ve opak yüzey farklılıkları, negatif pozitif alan ayrımı, doluluk boşluk gibi kavramların, düşey ayırıcılarda kullanımı durumunda ortaya oldukça farklı ve ilgi çekici alanlar çıkar.

Kapalı Mekanın Görsel Etkisi

Kapalı mekanlarda daha güçlü ve çevrelenmiş, genellikle sosyal aktiviteleri içinde toplayan alanlardır.

Diğer yandan yüzeylerde kullanılan boşluklar görsel algıdaki genişliği arttırır ve saydamlık ve yansıma gibi kavramların devreye girmesiyle beraber fiziksel ilişki de olumlu anlamda etkilenmiş olur.

Mekandaki görsel algıyı farklılaştırmak için izlenebilecek diğer bir yöntem ise, yüzey üzerinde farklı biçimler kullanmaktır. Tasarımcı, ortaya koymayı amaçladığı mekanda nasıl bir görsel algı ve etki yaratmak istiyorsa, bunu, daha önce yapacağı yüzey biçim planları ile elde edebilir. Pozitif ve negatif form olarak bilinen biçimler ile böyle bir tasarım yapılabilir.

Bir diğer yandan, düşey sınırlayıcıların formları da, mekanların veya ortamların algısı üzerine doğrudan bir etkiye sahiptir. Duvarların yer düzlemi üzerindeki hareketleri aracılığıyla statik ve dinamik sonuçlar elde edilir. Düşey sınırlayıcılar, oldukça durağan ve hareketsiz bir şekilde döşemeye saplanabileceği gibi;eğri yüzeyler ve farklı açılarla elde edilecek birleşimler sonucu dinamik bir etki de ortaya konabilir. Statik etki; düzenli bir organize etme, belirli bir yerleşim kaygısı ile doğan mekanların sonucu olarak meydana gelir. Dinamik olarak açıklanan algıda ise sözü edilen; nispeten daha akıcı, herhangi bir tasarım ilke ya da esasının hedeflenmediği ve kendi içinde tutarlı olan mekanlardır.

Duvarların mekanlar üzerindeki diğer etkisi ise, bu yüzlerde kullanılan malzemeler, bu malzemelerin boyutları, renkleri ve kendi içlerinde bir araya geliş biçimleridir. Dolayısıyla burada vurgulamak istediğimiz durum, yüzeylerdeki herhangi bir aksesuarın insan üzerinde baskılayan, ezici bir etkiye sahip olmamasıdır. Ayrıca,malzemenin sıcak ya da soğuk  algı yaratması tercihi, asimetrik veya aksine simetrik seçimlerin tamamı tasarımcıya bağlı olarak değişen ve mekandaki tüm algıyı büsbütün değiştirebilecek parametrelerdir.

Mekanın görsel özelliklerinin oluşmasında duvarların önemli rollerinden biri ise boyutlarıdır.Duvar boyutları, bilhassa yükseklik, kullanıcının mekan ile yaptığı gerek görsel gerek fiziksel etkileşimde oldukça etkileyici bir değişken olarak karşımıza çıkar. Genel anlamda ele alındığında, tavan yüksekliği fazla olan ortamlarda oldukça ferah ve rahatlatıcı bir etki hakimdir. Ancak kıyasladığımızda nispeten daha alçak tavana sahip olan mekanlarda kasvetli bir atmosfer yaratabilir. Fakat en nihayetinde bu değişkenlerin hepsi, tasarımcının, çalışmış olduğu süreçteki etkin üretimine ve estetik kaygısına bağlıdır.

Sonuç olarak, mekan ve kullanıcı sürekli bir iletişim ve karşılıklı etkileşim içindedir.Mekanlar kullanıcı tarafından istenilen şekle ve biçime uyarlanır; mekanlar da kullanıcıyı soyut anlamda yönlendirir. Bu bağlamda, düşey sınırlayıcı eleman olarak tanımladığımız duvar, beraberinde getirdiği birçok değişken ile birlikte, kullanıcı ve tasarımcı hayatında oldukça önemli bir parça olarak yerini alır.

 

Yazar: Kübra Türk

 

CATEGORIES:

YOUR COMMENT